11

Nis'14

S-Ş

0 Yorum Yok | Dr.Hasan Ölük

SA: Sarkom.kısaltması.

SADİST: Başkasına işkence etmekten zevk alan kişi.

SADİZM: Başkalarına acı vermekten cinsel haz duyma.

SAFRA : Karaciğer tarafından yapılarak safra kesesinde depolanan ye yağların mideye gelmesiyle 12 parmak bağırsağına dökülüp yağların sin­dirimine yardımcı olan karışım.

SAFRA KESESİ: Karaciğerden salgılanan safranın toplandığı, karaciğerin alt kısmında bulunan torba şeklinde bir organ-dır.Kesenin görevi, safrayı depolayıp, yoğunlaştırmak, ve gerekli aralıklarla oniki parmak bağırsağına safra salgılamaktır.

SAFRA: Karaciğer tarafından salgılanan, yeşilimsi kahverengi bir sıvıdır.Safra, kısmen yağ sindirimine yarayan bir salgı, kısmen de eskimiş alyuvarların tahrip olmaları sonucu oluşmuş bir atılma ürünüdür.

SAGİTTAL : Sagittal

SAGİTTAL: Vücudu sol, sağ şeklinde ortadan ayıran düzlem.

SAK: Kese, torba.

SAKİSTOKSİN : Kirli denizlerde yaşayan midye ve istiridye gibi canlılarda bulunan zehirli madde.

SAKKAROZ : Bir molekül glikoz ve 1 molekül fürüktozdan oluşmuş, di-sakkarit, çay şekerinin % 99′dan çoğu sakkarozdur.

SAKKÜLER: Keseye benzer, torba gibi.

SAKRALİZASYON: Beşinci bel omuru ile kuyruk sokumu kemiğinin birleşik olmasına verilen isim.Yapısal bir farklılıktır.

SAKRO-İLİAK EKLEM: Kuyruk sokumu kemiği ile leğen kemiğinin yapmış olduğu eklem ( Sağ ve solda olmak üzere her iki tarafta da vardır. )

SAKRUM: Kuyruk sokumu kemiği.

SALİSİLAT: Domates tozu adı ile satılan, aspirinin temel maddesi, aşırı alındığında, sindirim aygıtında kanamaya neden olur.

SALİSİLİK ASİT: Ateş düşürücü etkisi olan ve aspirin yapımında kullanılan bir madde.

SALMONELLA: İyi pişirilmemiş besinlerden insana bulaşarak bağırsakların bozulmasına neden olan etken.

SALPENJİT: Tuba uterinaların iltihabı.

SALPİNGO-OOFEREKTOMİ: Hem yumurtalıkların hem de rahme bağlı her iki tüpün ameliyat ile alınması işlemmi.

SALPİNKS: Tuba uterina, rahimle yumurtalıklar arasındaki geçişi sağlayan, sağlı sollu iki tarafta bulunan tüpler.Tüplerin tıkalı olması kısırlığa neden olur.

SALVAGE: Kurtarma, kurtarıcı, koruyucu

SAPHENOUS VEİN: Bacaktaki, deriye yakın toplar­damar.

SAPROFİT : Zararsız mikroorganizma.

SARKOM: Yumuşak dokudan çıkan malign tümör.

SATHİ: Yüzeysel, yüzeye yakın bölüm.

SAUCERİZATİON: Çanaklaştırma.

SCHWANNOMA: Bir beyin tümörü.

SCLEROTHERPHY: Varisli damarlara pıhtı yaratmak amacıyla ilaç şırınga etmek.

SCREW HOME MECHANİSM : Anahtar yuvası düzeneği.

SEDASYON: Uykulu hal, sakinleştirme, teskin etme.

SEDATİF: uyku getirici sakinleştirici madde.

SEGMENT: Dilim, bölüm.

SEGMENTASYON : Bölümleşme, ayrışma

SEKESTR : Sekestr; ölü(kemik)

SEKONDER : İkincil

SELEKTİF: Özel, seçilmiş.

SELENYUM :Antioksidant özelliğiyle okside eden ajanları etkisizleştiren mineral.

SELLÜLER : Hücresel

SELLÜLOZ: İnsanın sindirim aygıtında sindirilemeyen, posa mad­delerinden.

SEMİCONSTRAİNED: Yarı kısıtlı

SEMPTOM: Bir hastalığın yaptığı belirtiler (ağrı, öksürük, yutma güçlüğü gibi).

SEMPTOMATİK: Belirtiye göre yapılan işlem

SENDROM: Araz, belirti, bulgu

SENKRONİZE : Eşzamanlı

SENSİTİVİTE: Duyarlılık

SENSÖR : Duyarga

SENTETİK : Yapay

SENTRİFUGAL : Çevreden merkeze

SENTRİPEDAL : Merkezden çevreye

SEPERASYON : Ayrılma

SEPTUM : bölme, perde

SERBEST FLEB : Serbest doku aktarımı; serbest fleb.

SEREBELLUM: Beyincik.

SEREBRAL LEZYON: Beyinde yaralanma, harabiyet

SEREBRAL: Beyinle ilgili.

SERÖZ: Hücrelerin salgıladığı bir madde.

SERUM ÖSTRADİOL: Kanın sulu kısmı olan serumdaki kadınlık hormonu.

SERVİKS: Rahmin alt kısmı.

SESİL : Sapsız

SHAVER : Tıraşlayıcı ( artroskopi )

SHAVİNG : Traşlama ( artroskopi )

SHEAR: Makaslama

SHRİNKAGE: Büzüştürme

SİFİLİS: Frengi.

SİKATRİS : Yaraizi

SİKLUS : Döngü

SİLVİ KANALI: Beyin içi sıvısı ile beyin dışı sıvısı arasındaki kanal. Sinapsis: Hücrelerarası iletişim.

SİMPLEKS: Tek maddeden oluşmuş, basit, sade.

SİMÜLASYON: Benzetim

SİNÜZİT: Sinüs adı verilen yüzdeki kemik boşlukların iç yüzünü kaplayan mukoza iltihabına ve boşlukta cerahat toplanmasına sinüzit adı verilir.

SİRENGOMYELİ : Spinal kordun ( omurilik ) kistik kavitasyonu. Doğumsal anomaliler, tümör veya travma menşeli olabilir. Basit şekli, Hidromiyeli olarak da isimlendirilir; santral spinal kanalın genişlemesidir. Nonkominikan Sirengomyeli; de ise kist omurilik dokusundan çıkar ve santral kanalla birleşmez.

SİRKÜLER : Dairesel, çembersel, halkasal

SİRKÜMFERENSİYAL : Çepeçevre.

SİROZ: Bir organda sertleşme ve nedbeleşme ile karakterize fibröz doku oluşumuna verilen isimdir. Ancak bu terim hemen her zaman karaciğerin görevini yapamamasıyla ilgili, kronik karaciğer iltihabı için kullanılır.

SİSTEİN: Kükürtlü amino asitlerden, elzem amino asit olan metionine ge­reksinmeyi azaltır.

SİSTOL: Kalp kasının kasılması, ventriküllerin kasılması

SİSTOSKOPİ: Mesane içine bir aletle bakılması.

SİSTOSOMİASİS: Mesane içinde bulunan bir tür mantar hastalığı.

SİTOLOJİ: Hücre bilimi.

SİYANOZ: Morarma, oksijensiz kalma

SKALA : Gösterge, çizelge

SKAPULAR WİNGİNG: Kanatlanma (skapula)

SKAR : Yara izi,nnedbe

SKLEROZ : Skleroz

SKOLYOZ (SKOLİOSİS): Omurganın sağ veya sola doğru eğrilikleri ile karakterize şekil bozukluğu.

SKOPİ: Röntgen cihazında gözle bakış.

SKOR : Sayı

SKORBÜT :C vitamini yetersizliğine bağlı diş etleri kanaması ve eklem ağrılarıyla belirlenen hastalık.

SKORLAMA : Sayılama

SLİCE : Kesit, dilim

SLİNG : Askı

SLOT: Oluk, yarık

SMEAR: Serviksten alınan örnek hücre.

SODYUM: Tuzun bileşeni, hücre dışı sıvının temel elektroliti.

SOKET: Yuva, diş kökü çukuru

SOLANİN: Yeşillenmiş ve çimlenmiş patateste bulunan zehirli madde.

SOLİD : İçi(dolu), boşluksuz; solid

SOLİT: içi boş, organın boş oluşu

SOLİTER : Tek

SOLÜSYON: Eriyik, karışım

SPACER : Dolgu

SPATÜL: Üçgen şeklinde küçük kürek

SPAZM: Daralma

SPEKTRUM: Tesir alanı, etkililik

SPEKÜLÜM: Açıcı, genişletici (burun deliklerinin açılması)

SPESİFİK : Özgül

SPESİFİK: Tam karşılığı, maddeye özel, belirgin hastalık veya olay

SPİNA BİFİDA: Arka uyluk kemiğinin doğuştan açık kalması.

SPİNAL : Omurgaya ait

SPİNAL KORD : Omurilik

SPİNAL STENOZ ( Dar kanal ): Spinal kanal ön-arka uzunluğunun, normal ölçünün altına inecek şekilde dar olması. BT incelemeleri için ( lomber bölgede ) 11.5 mm. nin altında olması dar kanal olarak değerlendirilir.

SPİNAL STENOZ : Darkanal

SPİRAL: Dairesel, devir ederek sargı sarma

SPLİNT : Desyek, atel

SPONDİLOLİSTEZİS: Bir omurun ( Korpus vertebra ) diğerinin üstünde öne doğru kayması. Genellikle S1 ( 1. sakral vertebra ) üstünde L5 ( lomber 5. vertebra ), daha seyrek olarak da L5 üstünde L4.

SPONDİLOZİS: Omurların ( vertebra ), spesifik olmayan dejeneratif süreci; omurlarda yaşın ilerlemesiyle veya travmalar sonucu kemik yapıda dikensi çıkıntılar eklem aralıklarında daralmalar gibi değişimlerin oluşması. Halk arasında kireçlenme olarak da adlandırılmaktadır.

SPONGİOZ : Spongioz ; süngersi

SPORADİK: Tek görülen, nadiren olan

SPRAİN : İncinme (kapsül-bağ), burkulma, bertilme

SPRU: Bir tür kolon hastalığı. İnce bağırsakların harabiyeti sonucu besin öğelerinin emilimlerinde bozuklukla belirlenen hastalık.

SPUR : Mahmuz

STABİL : Dengeli, kararlı, oynamaz; stabil

STABİLİZASYON : Sabitleme, kararlılık ; stabilizasyon

STAFİLOKOKUS AUREUS : Uygunsuz koşullarda hazırlanan, pişirilen ve saklanan besinlerde çoğalarak besin zehirlenmesi yapan mikrop.

STAGE : Evre

STATİS DERMATİTİS: Kaşıntı veren deri kızarıklığı, ge­nellikle varisli damarların ya da derin toplardamarla­rın bir pıhtıyla tıkanması yüzünden olur.

STAZ: Duraklama, durma, yavaşlama

STEM CELL : Kök hücre

STENOSİS: Hastalık yüzünden kan damarlarının da­ralması.

STERİLİZASYON : Yiyecek ve içeceklerin tüm mikroplardan arındırılması.

STERNUM: İman kemiği.

STİMULUS : Uyarı

STİMÜLASYON : Uyarma

STRAİGHT STEM : Düz saplı

STRAİN : İncinme (kas-tendon), gerinim (biomekanik)

STREPTEKOKUS LAKTİS : Sütün yoğurt haline gelmesinde etkin olan za­rarsız bakteri.

STRES : Gerilme (biomekanik)

STRES KONSANTRASYONU : Gerilim birikimi

STRES RİSİNG: Gerilim artırıcı

STRESS RELAXATİON: Gerilim boşalması

STRESS SHİELD : Gerilim kalkanı

STRÜKTÜR : Yapı

STUMP : Güdük

SUBKARİNAL: Karinanın altında. (Karina: Trakea’nın ikiye ayrıldığı yere verilen isim)

SUBMUKOZA: Mukozanın altı.

SUBPLEVRAL: Akciğer zarının altında.

SULCUS TÜMÖRÜ: Akciğerlerin üzerinde oluşan tümör.

SUPERİOR VENA CAVA: Üst ana toplardamar.

SUPERPOZİSYON : Üstüste binme, örtüşme

SUPİNE : Sırtüstü

SUPPORTİF : Destekleyici

SUPRA: Yukarı.

SURFACE : Yüzey (artroplasti)

SURVEY : Tarama (radyoloji)

SURVİVAL : Sağkalım

SÜPERFISİYAL : Yüzeyel

SÜT BEZESİ: Meme dokusu içerisindeki süt üreten bezler.

SYMPATHECTOMY: Kol ya da bacağa giden sempatik sinirleri kesme işlemi.

SYSTEMA RESPİRATORİUM: Solunum sistemi.

ŞAFT : Cisim

ŞEKER HASTALIĞI: Kan şekerinin düzensizliğiyle belirlenen hastalık.

ŞEKERLENME: Reçele gereğinden çok şeker konması veya şekerin ay­rışmasını sağlayan limon suyu konmaması nedeniyle şekerin sıvıdan ay­rılması durumu.

ŞİFT : kay(dır)ma

ŞİŞMANLIK: Harcanandan

 

 Google +
Benzer Yazılar
Yorum Yap

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bizi Takip Edin