11

Nis'14

Ö

0 Yorum Yok | Dr.Hasan Ölük

OBDUKSİYON: Otopsi.

OBEZ: Şişman.

OBEZİTE: Şişmanlık.

OBJE: Görülebilen veya dokunulabilen herhangi bir şey.

OBJEKTİF : Nesnel

OBJEKTİF: Duyulup, görülebilen, idrak edilebilen.

OBLİK : Eğik

OBLİTERASYON: Vücuttaki boşlukların tıkanması.

OBLİTERE : Tıkalı,

OBSERVASYON: Müşahede.

OBSESYON: Daimi endişe,fikri sabit, nöroz.

OBSTETRİ: Doğum bilgisi.

OBSTRÜKSİYON : Tıka(n)ma, engelle(n)me

OBSTRÜKSİYON: Tıkanma, engel.

ODD FASET : Ek yüz

ODİOGRAM: Kulağın işitme gücünün kaydıdır, odiometri cihazı ile ölçülür.

ODİSTİLE: Damıtılmış su, saf su

ODONTOİD: Diş şeklinde.

OEDEMA: Doku sıvılarının, genellikle bacaklarda birikerek şişmesi, (Ödem).

OEDİPUS KOMPLEKSİ: Erkek çocuğun annesine karşı duyduğu bilinçsiz yakınlık nedeniyle babasını kıskanması ve bununla ilgili ruhsal bozukluklar kompleksine verilen isimdir.

OFFSET: Eksenden sapma, merkezden uzaklık

OFTALMİK: Göze ait.

OFTALMOLOJİ: Göz ve göz hastalıkları ile uğraşan bilim dalı.

 

OFTALMOLOJİST: Göz hastalıkları uzmanı, göz mütehassısı.

OFTALMOPLEJİ: Göze ait sinirlerin felci sonucu göz kapağının düşmesi ve gözün hareket edememesi ile birlikte oluşan tablo.

OFTALMOSKOP: Göz içi muayenesinde kullanılan bir alet.

OFTALMOSKOPİ: Oftalmoskop ile gözün içinin muayene edilmesi.

OFTALMOTONOMETRİ: Göz içi basıncın ölçülmesi.

OKKULT: Gizli, kapalı.

OKKÜLT : Gizli

OKLUDE: Kapalı, tıkalı.

OKSİDASYON : Herhangi bir molekülün oksijen olarak yapısının bozulması. Doymamış yağlar oksijen alarak parçalandıklarında zararlı öğeler oluşur.Genellikle bir molekülün oksijenle karşılaşarak elektronegatif atom almasıdır. Demirin paslanması, vitaminlerin bozulması bir oksidasyondur. Besinlerin oksijenle birlikte yakılıp enerji elde edilmesi oksidasyondur. Zıt anlamı redüksiyon; moleküle hidrojen atomu veya elektropozitif atom eklenmesi veya oksijenin veya elektronegatif atomun çıkarılmasıdır.

OKSİJENERASYON: Oksijen ihtiyacının sağlanması, oksijen verme

OKSİPUT: Başın arka kısmı.

OKULOMOTORYUS: Gözü hareket ettiren sinirlerden birisidir.(3.kafa çifti Nervus Oculomotorius)

OKÜLER: Göze ait.

OKZALAT: Ispanak gibi yapraklı bitkilerde bulunan ve C vitamininin vü­cutta yıkımıyla oluşan, kalsiyumla çözünmez bileşik yaparak biyo yararlılığını azaltan madde.

OLEİK ASİT :Tekli doymamış ençok zeytin ve yağında bulunan yağ asidi.

OLEKRANON : Olekranon

OLEKRANON: Dirsekteki çıkıntı.

OLFAKTORYUS: Koku siniri.(Nervus Olfactorius)

OLİGEMİ: Vücuttaki kan hacminin azalması,

OLİGO: Geri,küçük.

OLİGOARTİKÜLER: Az eklem; oligoartiküler

OLİGODENDROGLİOMA: Sinir sistemi destek dokusuna ait, özellikle beyincikte görülen kötü huylu tümör.

OLİGOSPERMİ: Menide spermatozoidlerin normalden az oluşu.

OLİGÜRİ: İdrarın normalden az çıkartılması

OMENTUM: Karın içerisinde, bağırsakları örten oluşum.

ONANİZM: Genital organlar ile oynayarak kendi kendine tatmin.

ONKOLOJİ: Tümöral oluşumlarla ilgili bilim dalı.

OOFEREKTOMİ: Yumurtalıkların çıkarılması.

OPAK: Donuk, şeffaf olmayan.

OPERABL: Ameliyat edilebilir, ameliyat edilmekle halen bir şansı olan. ( aksi; inoperabl )

OPERASYON: Cerrahi müdahale, ameliyat.

OPERASYON: İş, müdahale, ameliyat

OPİAT: Afyonlu ilaç, uyuşturucu.

OPİSTOTONUS: Bazı hastalıklarda vücudun ekstansör (gerici ) kaslarının gerilmesi sonucu gövdenin yay biçimi alarak kasılmış hali. ( Örn. Tetanozda )

OPSİYON : Seçenek

OPTİMAL, OPTİMUM : En yararlı, elverişli

ORAL YOL: Ağızdan bir maddenin verilmesi, ağız yoluyla alma

ORGANİK: Canlı, organla ilgili, organizma ile birleşebilen

ORGANİZMA: Vücut, beden, göde

ORİGO : Başlak

ORİJİN : Köken

ORTEZ : Düzeltici gereç; düzelteç; ortez

ORTOPNE: İstirahatte, yatar durumda dispne ( nefes darlığı ) hissedilmesi oturunca veya ayağa kalkınca kaybolmasına ortopne denir.

ORYANTASYON : Yönelim

OSSİFİKASYON : Kemikleşme; ossifikasyon

OSTEOFİT: Kemiklerde patalojik olarak oluşan çıkıntı şeklindeki oluşumlar.

OSTEOGENESİS İMPERFEKTA: Kemiklerin kolayca kırılacak şekilde gevrek oluşu ile karakterize kalıtsal nitelik gösteren hastalık.

OSTEOGENESİS: Kemik oluşumu, kemiklerin gelişimi.

OSTEOGENEZİS : Kemik oluşumu, kemik gelişimi; osteogenezis

OSTEOİD : Kemiksi, kemiksi doku; osteoid

OSTEOİD: Kemik gibi, kemiğimsi.

OSTEOİNDÜKSİYON : Kemik irkiltim, kemik uyarım, osteoindüksiyon

OSTEOİNTEGRASYON : Kemikle bütünleşim, osteointegrasyon

OSTEOJENİK : Kemik oluşturan, kemik oluşumsal; osteojenik

 

OSTEOJENİK: Kemik yapıcı.

OSTEOKONDÜKSİYON : Kemik ulaştıran, kemik yürüten; osteokondüksiyon

OSTEOLİZ : Kemik yıkım.

OSTEOLİZ: Kemiğin çürümesi, nekrozu, erimesi.

OSTEOMALASİ: Kemiklerin yumuşaması ile karakterize bir hastalık.

OSTEOMALASİA Uzun süre kalsiyum ve D vitamininden yetersiz bes­lenmeye bağlı olarak kemiklerin kalsiyum içeriğinin azalarak yumuşaması durumu.

OSTEOMALAZİ : Kemik yumuşaması

OSTEOMİYELİT: Kemik iltihabı.

OSTEOMYELİT : Osteomyelit.

OSTEONEKROZ : Kemik ölümü.

OSTEOPLASTİ: Kusurlu kemiği düzeltme veya sağlam kemikle değiştirme ameliyatı.

OSTEOPOROSIZ : Kemiğin mineral yoğunluğunun azalmasıyla kırılabilir duruma gelmesi.

OSTEOPOROZ : Kemik erimesi.

OSTEOPOROZ, OSTEOMALAZİ, RAŞİTİZM: D vitamini ve kalsiyum madenindeki eksiklikler nedeniyle gelişen erişkinlerdeki ve çocuklardaki hastalıklar, Raşitizm hızlı büyümekte olan kemiklerde ve özellikle çocukluk yaş grubunda oluşan, kemiklerde şekil bozukluklarına yol açan hastalık

OSTEOSENTEZ : Osteosentez ;kemikbirleştirim

OTOBUR : Sadece bitkisel besinlerle beslenenler.

OTOGREFT : Otogref ; kendinden gref

OTOLOG : Kendinin

OTOTRANSFÜZYON: Transfüzyon için hastanın kendi kanının kullanılması yöntemidir. Özellikle son yıllarda önem kazanmıştır. ( AIDS tehlikesine karşı ) Kanın güvenle 35 gün kadar saklanabilmesi bu uygulamaya temel olmuştur. Sağlıklı kişiden ameliyat öncesinde aralıklı olarak 2-4, hatta 5-6 ünite kan alınıp bankada saklanabilir. Bu işlem süresince hastaya ağızdan demir preparatları verilmelidir. Hastadan daha önceden alınan kan ameliyat esnasında güvenle kullanılır.

OTSU BİTKİ. Glial: Beyin bağ dokusuna ait.

OUT PATİENT: Günübirlik

OUTFLOW : Dışa akış, dış akım

OUTLET: Çıkış

OUTSİDE-İN : Dıştan içe

OVER HEAD : Baş üstü

OVERGROWTH : Aşırı büyüme

OVERLAP : Üst üste binme

OVERRİDİNG : Üst üste binme

OVERTREATMENT: Aşırı (gereksiz) tedavi

OVOBLAST: Yumurtanın geliştiği hücre, yumurta hücresi.

OVOSİT: Olgunlaşma devresinden önceki dişi cinsiyet hücresi.

OVÜLASYON: Kadınlarda yumurtalıklarda ovumun (Yumurtanın) atılmasıdır. Ovülasyon genellikle adet dönemlerinin ortasına rastlayan 11-14. günler arasında olur.

OZMATİK denge nedir Hücre içi ve dışı sıvının sodyum ve potasyum iyon­larının oluşturdukları karşılıklı basınçla dengede tutulması.

Ö

ÖDEM Böbreklerin işlevlerindeki bozukluk veya uzun süreli protein ye­tersizliği sonucu vücudun belirli yerlerinde su toplanması.

ÖDEM: Vücutta anormal miktarda su toplanmasıdır. Kalp, damar ve böbrek hastalıklarının bir belirtisi olabildiği gibi bazı allerjik durumlarda ve beyin travmalarında ciddi sonuçlar doğurabilir.

ÖLÜM KATILIĞI Yeni kesilmiş hayvanların kaslarının metabolizmanın durması sonucu sertleşmesi.

ÖSTAKİ BORUSU: Orta kulakla nazofarenksi birleştiren, atmosfer basıncı ile orta kulak içi basıncı dengeleyen yola verilen isimdir.

ÖSTROJEN: Kadınlık hormonu.

ÖSTROJEN: Yumurtalıklardan salgılanan ve insanlarda sekonder cinsel karakterlerin gelişmesini sağlayan hormondur.

ÖTENAZİ: Kısaca ölüm hakkı da denilebilir.Tedavisi mümkün olmayan kronik hastalıklarda, hayattan umudunu kesmiş hastanın ağrısız bir metotla ölümüne izin verilmesidir.Yasal değildir.

ÖZEFAGUS: Yemek borusuna verilen isimdir, yutak ile mideyi birleştirir.

ÖZOFAGUS: (Oesophagus) Yemek borusu

 

 Google +
Benzer Yazılar
Yorum Yap

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bizi Takip Edin