11

Nis'14

K

0 Yorum Yok | Dr.Hasan Ölük

KA: Kanser.

KAFEİN: Çay, kahve, kakao, kolalı içeceklerde bulunan uyarıcı etkinliği olan madde.

KAKOZMİ: Pis koku.

KALİTATİF : Nitel, niteleyici; kalitatif

KALP FİBRİLASYONU: Miyokardın iflası, durması

KALSİFEROL: Ergesterolden güneşin ültraviyola ışınının etkisiyle oluşan D2 vitamini.

KALYUM: Potasyum.

KAMPTODAKTİLİ : Kamptodaktili; kıvrık parmak

KANSELLÖZ: Süngerimsi, süngersi

KANSEROJEN: Kanser yapıcı, karsinojen.

KANTİTATİF : Nicel , niceleyici ; kantitatif

KANÜL : Borucuk; kanül

KAPİLLER : Kılcaldamar; kapiller

KAPSAİSİN: Kırmızı bibere acılığını veren madde.

KARATON: Bitkilerde, sarı rengi veren, vücutta A vitaminine dönüşen moleküller.

KARDİAJENİK: Kalple ilgili, kalbe ait, nedeni kalp olan durum

KARDİAK: Kalbe ait.

KARDİAKARİTMİ: Kalp atışlarının düzensizliği, ritim bozukluğu

KARDİATONİK: Kalp takviye eden, kalp toniği ilaç grubu

KARİNA: Trakeanın (nefes borusu), sağ ve sol akciğerlere girmeden önce ikiye ayrıldığı kısıma verilen ad.

KAROTENOİT: Sebze ve meyvelerde bulunan bir madde.

KARPAL : Karpal; elbileğine ait

KARPAL TUNEL SENDROMU: Üst ekstremitedeki ( kollar ) en yaygın tuzak nöropatisidir. Tuzak nöropatisi, omurilikten çıkan periferik sinirlerin ekstremitelere giderken yakınındaki anatomik yapılardaki oluşan basılar nedeniyle gelişen bir nevi periferik sinir yaralanmalarıdır. Median sinir ( N. Medianus ), bilek çizgisinin hemen altında “Karpal Tunel” içindeki seyrinde basıya uğrar.

KARSİNOJEN: Kanser yapıcı, kanserojen.

KARSİNOMA İN SİTU: Başlangıç evresindeki tümör.

KARSİNOMA: Kanser, malign (kötü huylu) tümör.

KARTİLAJ: Kıkırdak

KARVAKROL: Kekiğe özel tat ve koku veren madde.

KASKAD : Basamaklı

KAŞEKSİ: Genel sağlık durumunun bozukluğu ile ilgili ileri derecede zayıflama hali.

KATABOLİZMA: Besin öğelerinin hücrelerde yıkımıyla enerji oluşması olayı.

KATABOLİZMA: Maddelerin yüksek terkiplerinin, dokularda yakılarak daha basit terkipte maddeler meydana gelmesi.

KAVİTE : Boşluk, oyuk

KAZEİN: Hayvan sütlerinin en önemli proteini.

KEFİR : Sütün zararsız bakteri ve mayalarla mayalandırılmasıyla elde edi­len süt ürünü.

KELOİD: Eski bir kesi veya ameliyat yerinde aşırı nedbe dokusu oluşmasıdır.

KEMOTERAPİ: İlaçla tedavi.

KERATİN: Tırnak ve boynuzun ana maddesi.

KERATİNİZASYON: Boynuzlaşma.

KERATİNLZASYON: Ağız içindeki deri yapısındaki cildin, el sırtındaki cilt gibi sertleşmesi

KERATİT: Kornea iltihabı.

KERATOMA: Nasır.

KERATOMETRE: Kornea kavislerini ölçmekte kullanılan alet.

KERATOPLASTİ: Matlaşmış korneanın yerine başkasından alınan korneanın konulması ameliyatı.

KERATOSKOP: Korneayı muayene aleti.

KERNİCTERUS: Yeni doğanın şiddetli ikterinde beynin bazı çekirdeklerinin bilüribinin etkisiyle toksik dejenerasyonudur.Çocukta zeka geriliği ve spastisite görülebilir.

KESHAN KARDİYEMİYOPATİSİ Selenyum yetersizliği sonucu kalp kas­larının zayıflaması.

KETONEMİ: Kanda keton cisimciklerinin bulunması.

KETONÜRİ: İdrarla keton çıkarılması.

KETOSİZ: Karbonhidrat kullanımının bozulmasıyla enerjinin daha çok yağ ve proteinden sağlanması sonucu kanda keton cisimlerin artması, idrarda aseton görülmesi.

KEY-PAD : bas-cevap, bas-cevapla

KIZAMIK: Salgın yapan virütik bir çocukluk çağı hastalığıdır.

KİFOPLASTİ : Kifoplasti

KİFOSKOLYOZ : Kifoskolyoz

KİFOZ: Omurganın açıklığı öne bakan kamburluğuna verilen ad.

KİNEMATİK : Devinimsel, harekete ait

KİST HİDATİK: Bazı organlarda (daha çok karaciğer, akciğer , beyin) ekinokok adı verilen parazitlerin neden olduğu içi berrak su görünümünde kistler.

KİST SEBASE: Yağ bezlerinin büyümesi sonucu deri altında oluşan kistler.

KİST: Etrafı membranla (zar) çevrili içi sıvı dolu oluşumlar. Büyüklükleri muhtelif olup vücudun her tarafında oluşabilir.

KLASİFİKASYON : Sınıflandırma

KLAVİKULA : Klavikula; köprücük kemiği

KLEFT HAND : Yarık el

KLEMP : Tutaç

KLEPTOMANİ: İhtiyacı olmaksızın patalojik çalma dürtüsüne verilen addır.

KLİNODAKTİLİ : Klinodaktili

KLOSTROFOBİ: Kapalı yerlerden sebepsiz yere korkma reaksiyonudur.

KOBALAMİN B-12 vitamininin kimyasal adı.

KOCH BASİLİ: Tüberküloz basiline, bulanın adına izafeten verilen ad.

KOFAKTÖR : Eşetken

KOİNSİDENS : Rastlantısal

KOKSİKS : Koksiks; kuyruksokumu

KOLEKSİYON : Birikim, toplanma

KOLESTEROL: Hayvansal ve bitkisel yağların içerisinde bulunan, karaciğer tarafından sentez edilen bir maddedir. Kanda normalden fazla bulunması halinde, damar sertliğine neden olur, ve bazen de safra pigmentleri ile birleşerek safra taşlarının oluşumunda rol oynar.

KOLESTEROL: Karaciğerde yapılan, yağlı hayvansal besinlerde bulunan, bazı hormonların öncüsü, damar sertliğinin oluşmasında risk faktörü olan molekül.

KOLİT: Kolon iltihabı.

KOLLAPS : Çökme

KOLLATERAL LİGAMENT : yan bağ

KOLLOJEN: Sulu sıcaklıkta jelatine dönüşen bağ dokusu.

KOLON : Sütun,direk; kolon

KOLONYAL: Koloniler halinde büyüme.

KOLOREKTAL: Kalın bağırsak ve düz bağırsak.

KOMATÖZ: Derin şuur kaybı, koma hali

KOMORBİDİTE : Eşlik eden-yandaş hastalık

KOMPAKT: Sıkı, yoğun, tıkız, kompakt (kemik)

KOMPANSASYON : Yerine koyma, giderme

KOMPLEKS: Birden fazla organın iştiraki, karışık, karmaşık durum

KOMPLET : Tam, bütün

KOMPLİKASYON : Artsorun, yenisorun

KOMPLİKE: Karışık durum, iki-üç olgunun birlikte görülmesi

KOMPONENT : Öğe, parça

KONDROMALAZİ : Kıkırdak yumuşaması; kondromalazi

KONDROPLASTİ : Kıkırdak onarımı; kondroplasti

KONDÜKTİF : İletici, iletken

KONİZASYON: Yalnız serviksin çıkarılması.

KONJEKTİVA: Göz akını ve kapakların içini örten zar

KONJENİTAL : Doğumsal, doğmalık, doğuştan

KONJESYON : Konjesyon ;göllenme, kandolum

KONKAV : İçbükey

KONNEKTİF DOKU : Bağ dokusu; konnektif doku

KONSANTRASYON : Yoğunlaşma; konsantrasyon

KONSENSUS : Uzlaşı

KONSEPT : Kavram

KONSERVATİF : Konservatif ; koruyucu, tutucu

KONSERVATİF: Tutucu.

KONSTRİKSİYON : Büzüşme, daralma; konstriksiyon

KONTAMINASYON: Organizma dışında her şeyin mikropla veya diğer faktörlerle kir­lenmesi

KONTİNÜ : Sürekli

KONTRAKSİYON : Kontraksiyon; kasılma, kasılım

KONTRAKTÜR : Kontraktür; kasılıkalım

KONTRASEPTİF: Hamileliği önleyici ilaçlar. Kranial: Kafaya ait.

KONTRENDİKASYON : Kontrendikasyon; gereksizlik, sakınca, kullanılmama alanı

KONTUR : Sınır

KONTÜZYON : Ezilme; kontüzyon

KONVANSİYONEL: Geleneksel, alışılagelmiş

KONVEKS : Dışbükey; konveks

KONVERJANS : Yaklaşma

KOOPERASYON : İşbirliği

KOORDİNASYON : Eşgüdüm

KOORDİNE: Beraber, birlikte olma

KORELASYON : İlişki

KORONAL : Koronal ; alınsal; frontal

KOROZYON : Aşınma (dışsal etkiyle)

KORPUS : Gövde, beden

KORTEKS : Dış katman, kabuk; korteks

KOSTA : Kaburga; kosta

KOTERİZASYON: Dokuyu yakma işlemi

KRAMP: Yorgunluk maddesine bağlı olarak kasın sertleşmesi, kasılı kalması KOLİNESTRAZ: Asetil koline tesir eden enzim; Kasılım ,kasınç; kramp.

KRANİOFARİNJİOMA: Kafanın ön kısmındaki tümör.

KREPİTASYON : Krepitasyon ;çıtırtı, kıtırtı

KREŞENT : Yeniay, hilâl

KRİTENİZM :İyod ne demek yetersizliğine bağlı merkezi sinir sistemi bozukluğuyla belirlenen hastalık.

KRİTER : Ölçüt

KRİYOPREZERVASYON : Dondurarak koruma-saklama; kriyoprezervasyon

KROMOZOM: Hücre çekirdeği içinde bulunan ve hücreye yön veren molekü-ler dizi.

KRONİK : Süregen; müzmin

KRONOLOJİ : Süredizin; kronoloji

KRURİS : Bacak

KSENOGREFT : Ksenogreft; hayvandan gref

KURVATÜR : Eğrilik

KUTANÖZ : Deriye ilişkin

KUVAŞİORKOR : Beslenme bozukluğu olup, sıklıkla bebeklerde yeterli enerji almış, ancak protein gereksinimini alamamış, ödemli, şiş, kof kilolu çocuk.

KÜMÜLASYON : Birikim, kümeleşme

KÜR : Tedavi

KÜRATİF : Tedavi edici, iyileştirici

KÜRETAJ : Kazıma, kazıyarak temizleme; küretaj

KÜRTAJ: Küretajın kelime anlamı kazımaktır. Ama burada adı geçen Kürtaj halk arasında, küçük hamileliklerde rahim içerisindeki ceninin tıbbi müdahale ile alınması kastedilmektedir. Kürtaj ayrıca teşhis amaçlı da yapılabilir. Yani rahim iç duvarından kazınarak örnek alınıp incelenmesi de kürtaj olarak adlandırılır.

 

 Google +
Benzer Yazılar
Yorum Yap

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bizi Takip Edin