11

Nis'14

E

0 Yorum Yok | Dr.Hasan Ölük

E. COLİ: İnsan ve hayvan atıklarıyla bulaşmış yiyecek ve içeceklerden insana bulaşan mikrop.

E.E.G: Elektroansefalografi kelimesi için kullanılan kısaltma.

E.K.G: Elektrokardiogram kelimesi için kullanılan kısaltma.

EDEMA: Ödem, vücudun her hangi bir yerinde hücre dışında anormal su birikmesi.

EFERVESAN: Suya atıldığı zaman küçük gaz kabarcıkları çıkartarak köpüren, eriyen.

EFFEKT: Tesir, etki.

EFFEKTİF: Etkili, tesirli.

EFFERENT : Götüren

EFFÜZYON : Sıvı birikimi; effüzyon

EFFÜZYON: Vücut boşluklarında veya doku içerisinde sıvı birikmesi. “Plevral effüzyon” iki plevra yaprağı arasında sıvı birikmesidir.

EFOR DİSPNESİ: Efor esnasında ( herhangi bir bedeni faaliyet, merdiven çıkma, yük taşıma, koşma gibi ) ortaya çıkan dispneye efor dispnesi denir.

EFOR: Enerji, güç

EGZAMA : Deride görülen içi kabarcıklı ,kaşıntılı ,sulu yaralar ;bir çeşit kontakt deri alerjisi.

EGZERSİZ : Egzersiz ; alıştırma .

EKİMOZ: Kan oturması, epitelyum arasına kan sızması, hücreler arası kanama

EKİNOKOK: Köpek ve kurtlar, nadiren kedilerde bulunan bir parazit olup larvaları memeli canlılarda büyüyerek hidatik kistleri yaparlar.

EKİVALAN : Eşdeğer

EKLAMPSİ: Gebelerde plasentadan gelen toksinlerle oluşan bilinç kaybı ve konvulsiyonlarla birlikte seyreden tablo.

EKLAMPSİ: İlerlemiş gebeliklerde veya doğumdan hemen sonra yüksek kan basıncı, ödem ve idrarda protein yükselmesi ile karekterize nöbetler ve önlem alınmazsa bilincin kaybolması hali.

EKO: Yankı.

EKOENSEFALOGRAM: Beynin ekoensefalografi ile elde edilen çizelgesi.

EKOKARDİYOGRAM: Ekokardiyografi yoluyla elde edilen çizelge.

EKOKARDİYOGRFİ: Kalp, damar sisteminin teşhisinde kullanılan ultrasonik bir yöntem.

EKOLALİ: Hastanın kendisine söylenilen sözleri anlamsız şekilde aynen tekrarlaması.

EKSEZERBASYON : Alevlenme

EKSİTABİLİTE : Uyarılabilirlik

EKSİZYON: Bir dokunun çıkartılıp atılması.

EKSİZYON: EXCİSİON: Yara kenarlarındaki ölü hücrenin kesilerek alınması, yara kenar­larının düzeltilmesi

EKSİZYON: Kesip çıkartma; eksizyon

EKSOSTOZ : Eksostoz; kemik çıkıntısı

EKSOTERMİK: Isıyayan; eksotermik

EKSPLORASYON : Ortaya koyma, açığa çıkartma

EKSPRİASYON: Nefes verme, soluk verme

EKSTANSİYON : Ekstansiyon

EKSTERNAL: Eksternal; dıştan, dışa

EKSTİRPASYON: Tümü ile çıkartmak, tümüyle çıkartma, tümden çıkartma

EKSTRAARTİKÜLER: Eklem dışı

EKSTRASELLÜLER: hücre dışı

EKSTRAVAZASYON: Damar dışına çıkma, sızma

EKSTREMİTE: Ekstremite ; taraf Orta çizgiden uzak noktalar, uç

EKSTRENSİK: Dış kaynaklı

EKSTRİNSİK: Dış kaynaklı

EKTAZİ: Genişleme. Örn. Bronşektazi.

EKTODERM: Derinin en dış tabakası.

EKTOPİ: Her hangi bir organın normal bulunması gereken yerde değil de, vücudun başka bir yerinde olması hali

EKTROPİON: Göz kapaklarının serbest kenarlarının dış tarafa kıvrılmaları.

EKUİLİBRİYUM : Denge

EKZEMA: Deride kızarıklık, şişme, veziküller, kaşıntı gibi belirtilerle görülen daha çok psikosomatik nedenli cilt rahatsızlığı. Akut ve Kronik diye ayrıldığı gibi Yaş ve Kuru egzema cinsleri de vardır.

ELASTİK: Esnek

ELASTİN :Pişmeyle değişikliğe uğramayan bağ dokusu.

ELASTİSİTE: Esneklik

ELEKTROANSEFALOGRAFİ: Beynin elektrikli faaliyetlerinin grafik olarak gösterilmesi.

ELEKTROKARDİOGRAFİ: Kalp adalesinin faaliyetlerinin grafik olarak gösterilmesi.

ELEKTROLİT: Elektrikli yüke sahip mineral atomları. Vücudun sıvı dengesini sağlayan sodyum, potasyum, klor gibi mineraller.

ELEVASYON: Elevasyon; yüksel(t)me

ELİMİNE ETMEK: Elemek ,atılım

ELONGASYON: Uzama

EMBOLİ: Tıkaç, damarı tıkayan kütle

EMBOLİZASYON: Embolizasyon; tıkaçlaştırma, tıkaçoluşturma

EMBOLUS (ÇOĞUL: EMBOLİ): Küçük bir kan pıhtısı­nın dolaşım sisteminde dolaşması.

ENDİKASYON : Gerekirlik; endikasyon

ENDOJEN: İçsel.

ENDOKRİNOLOG: Endokrin sistemin yapı, patolojileri ve tedavisi konusunda uzman kişi.

ENDOKRİNOLOJİ: İç salgı bezlerinin fonksiyonlarını, normal dışı çalışma sonucu oluşan hastalıklarını ve bunların tedavilerini inceleyen tıp dalıdır.

ENDOMETRİYUM: Rahim iç zarı.

ENDOSKOPİ: Organ içinin bir aletle taranması.

ENDOTEL: İç örtü tabakası

ENDOTERMİK : Isı alan

ENDURASYON : Sertleşim, sertlik

ENFEKSİYON: Mikropların lokal veya genel olarak organizmada yerleşmesi ENFEKTE: Mikropla kirlenmiş organik madde

ENFEKSİYOZ AJAN: Enfeksiyon yapabilen etken, mikroorganizma

ENFEKSİYÖZ HEPATİT : Bulaşıcı sarılık.

ENFLAMASYON : Enflamasyon; yangı

ENSEFALON: Beyin.

ENSEKT: Böcek, haşere

ENSEKTİSİT: Böcekleri öldüren kimyasal bileşikler

ENSTRÜMAN : Aygıt,cihaz

ENTEGRASYON : Bütünleşim, bütünleşme

ENTEROTOKSİN: Barsaklara tesir eden toksin

ENVAZYON: Yayılma, örneğin kafatasındaki bir tümörün beyin dokusuna envazyonu denince tümörün beyine yayılması kastedilir.

ENZİM: Tüm vücudumuzda her türlü işlemi yapan protein yapısında organik moleküller, Protein yapısında vitamin ve minerallerin yardımıyla kimyasal tepkime düzenleyiciler.

EPANDİMOMA: Beyinde bulunan bir tür epitelyum zarından oluşan tümör.

EPİDEMİ : Geniş kapsamlı hastalık görülmesi. Bulaşıcı hastalığın bir bölgede yoğun olarak görülmesi ,Salgın

EPİGASTR: Mide önündeki kısım.

EPİGLOT: Yutma esnasında gırtlağı kapatan kıkırdak kapakçık.

EPİKRİZ : Çıkış özeti

EPİSTAKSİS: Burun kanaması

EPİTEL: Organ ve vücut yüzeylerini örten hücre tabakası.

EPİTEL: Özellikle ağız içi gibi vücut yüzeyini kaplayan hücre dizisi

EPİTELYUM: Organların iç yüzünü örten doku. ; Deri, dış örtü dokusu

EPSTEİN BAR: Hastalıklara neden olan bir iltihap ajanı virüs.

ERGESTEROL: Bitkilerde bulunan ultraviyole ışınlarıyla D2 vitaminine dönüşen molekül

ERİTEM: Kızarıklık, derinin güneşte yanmasıyla olan kızarma

ERİTOPLAKİ: Eritrosit denilen kan hücrelerinin yaptığı kırmızı lekeler. Erozyon: Ülserin hafif şekli.

EROZYON: Aşınma

EROZYON: Deri veya mukozada görülen, sınırlı bir bölgede epitel kaybı, yüzeysel yaralar. Örneğin; Servikal erozyon, halk arasında rahim ağzında yara olarak bilinir.

ESANSİYEL: Asıl nedeni belirsiz, birincil, temel

ETİK : etik , Ahlaki

ETİYOLOJİK: Nedensel; etiyolojik

ETOBUR: Etle beslenen.

 

 Google +
Benzer Yazılar
Yorum Yap

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bizi Takip Edin