11

Nis'14

D

0 Yorum Yok | Dr.Hasan Ölük

DAĞ KAVUNU : Halk arasında sinüzit tedavisi için kullanılan yabani bitki.

DAKRİYOADENİT: Gözyaşı bezi iltihabı.

DAKRİYOLİT: Gözyaşı taşı.

DAKRİYOSİSTEKTOMİ: Gözyaşı kesesinin ameliyatla çıkartılması.

DAKRİYOSİSTİT: Gözyaşı kesesi iltihabı.

DAKRİYOSİSTOGRAFİ: Kontrast madde verilerek gözyaşı kesesi ve kanalının radyolojik olarak incelenmesi.

DAKRİYOSİSTORİNOSTOMİ: Gözyaşı kanalının tıkalı olduğu durumlarda uygulanan, kesenin burun boşluğuna direnajını sağlayan ameliyat.

DALTONİZM: Renk körlüğü.

DAMAR SERTLİĞİ : Kalbi besleyen damarların kolesterollü maddelerle da­ralması durumu.

DAMPİNG SEDROMU: Mide ameliyatlarından sonra görülen, basit şe­kerlerin kana çok hızlı geçmesi yüzünden kan-şeker düzenindeki bozuklukla belirlenen hastalık.

DANSİMETRE: Yoğunluk ölçen cihaz.

DANSİTE : Yoğunluk

DANSİTOMETRE : Yoğunluk ölçer

DAR KANAL ( Spinal Stenoz ): Spinal kanal ön-arka uzunluğunun, normal ölçünün altına inecek şekilde dar olması. BT incelemeleri için ( lomber bölgede ) 11.5 mm. nin altında olması dar kanal olarak değerlendirilir.

DATA : Veri

DEBİLİTE: Zeka geriliği.

DEFANS MÜSKÜLER: (Defence musculer) Çizgili kasın kasılması, sertleşmesi

DEFEKASYON: Dışkının dışarı atılması.

DEFEKT : Eksiklik, kusur, kayıp; defekt.

DEFİBRİLATÖR: Kalbin normal dışı hızlı atımını durdurarak tekrar normal kalp ritmine dönmesini sağlayan araç.

DEFİNİTİF: Kesin,tam,son

DEFİSİT : Eksiklik

DEFLORASYON: Kızlık zarının yırtılması.

DEFORMASYON : Biçim bozukluğu, şekil bozukluğu

DEFORMASYON: Şeklini bozma.

DEFORMİTE: Şekil bozukluğu

DEGRADASYON: Yıkım, parçalanma

DEHİDRATASYON : Vücudun susuz kalması, kuruması İshal ve kusma ile aşırı su ve elektrolit kaybı sonucu vücut sıvısının azalması-kuruma.

DEHİDRATASYON: Hücre içi ve dışındaki serbest suyun kaybedilmesi

DEHİDROKOLESTEROL: İnsan ve hayvan dokusunda bulunan güneşin ult-raviyola ışınları ile temas sonucu D3 vitaminine dönüşen madde.

DEJENERASYON : Dejenerasyon; bozulma, yozlaşma Hücresel yıkım.

DEJENERATİF: Dejeneratif; bozucu, yozlaştırıcı ;Organda hücresel bozulmaya sebep olan

DEKAT : Onyıl

DEKOMPRESYON: Bası giderme, bası kaldırma.

DEKONJESSAN: Konjesyonu (şişme) azaltan, dekonjessif.

DEKSTROZ: Basit şekerlerden glikozun diğer adı.

DEKUBİTUS ÜLSERİ: Yatak yarası, bası yarası

DEKÜBİTİS: Yatalak olanlarda hareketsizlik sonucu sırtta ve kalçalarda açılan yaralar.

DELİRİUM: Zehirlenmeler, ateşli hastalıklar, epilepsi, histeri ve akıl hastalıklarında görülebilen, titreme, hallüsinasyonlar ve saldırganlıkla birlikte bilincin kaybolması tablosuna verilen isim.

DELİRYUM: Yer ve zaman bakımından uyumsuzluk, Haiüsinasyon ve illüzyon gibi be­lirtilerin görülmesi

DEMANS: Beyin korteksinin ( Beynin en dış tabakası, gri cevher ) yaygın hastalığı sonucu entellektüel davranış ve kişiliğin ilerleyici bozulması. Demans her yaşta ortaya çıkabilirse de yaşlılarda daha yaygındır ve 65 yaşın üstündeki kronik psikiatrik hastaların % 40 ını oluşturur. Demans tek başına bir hastalık olmaktan çok bir hastalık belirtisidir. 65 yaşın altında ortaya çıktığı zaman presenil demans olarak adlandırılır. Alzheimer hastalığı tüm demansların % 60 ını, serebrovasküler hastalık % 20 sini oluşturur. Nedene bağlı olmakla birlikte tedaviden sonra ancak % 10-15 i geri dönebilir.

DEMİNERALİZASYON: Demineralizasyon; kireçsizleştirme.

DEMİYELİNİZASYON: Sinir liflerinin etrafını saran myelin tabakasının kaybı.

DEMONSTRASYON: Göstererek öğretme.

DEMORALİZASYON: Moral çöküntü.

DEMYELİNİZAN HASTALIKLAR: Myelin ya doğuştan anormaldir ya da düzgün biçimde oluşmamıştır. Diğer bir şekil de myelin oluştuğu zaman normaldir ancak patalojik bir olay sonucunda parçalanır. Örn. Multipl skleroz.

DENERVASYON : Denervasyon; sinirsizleştirme .

DEONTOLOJİ: Aynı meslek grubunda olan insanların birbirleri ile olan ilişkilerinde uyulması öngörülen ahlaki, moral değerler.

DEPİLASYON: Kılların çıkartılması işlemi.

DEPLASMAN : Yer değiştirme

DEPOZİT : Birikim, tortu

DEPRESYON: Ruhsal ve bedensel çöküntü, isteksizlik.

DERMABRAZYON: Deri üzerindeki benler veya yara izlerini ortadan kaldırma amacı ile yapılan kazıma işlemi.

DERMATİT: Cildin iltihabi durumu.

DERMATOLOJİ: Cildiye, cilt hastalıklarını inceleyen bilim dalı

DERMATOM : Duyu alanı

DERMİS: Ciltte en üst tabaka olan Epidermis’in altındaki tabakaya dermis adı verilir.

DESSELARASYON : Yavaşlama

DESTRÜKSİYON: Hasar, yıkım; destrüksiyon .

DETACHMENT : Ayrılma, kopma

DETOKSİFİYE: Toksine (zehire) mani olma.Zehirin etkisizleştirilmesi .

DEVELOPMENTAL: Gelişimsel

DEVİTALİZASYON : Cansızlaş(tır)ma

DEVİYASYON: Sapma, eğrilme

DEZARTİKÜLASYON: Dezartikülasyon; eklemden kesme .

DEZAVANTAJ : Kazanımsızlık, üstünsüzlük

DİABET: Şeker hastalığı

DİABETES MELLİTUS : Kan şeker düzeyindeki düzensizlikle’ belirlenen hastalık-şeker hastalığı

DİABETİK: Şeker hastalığı ile ilgili

DİAFİZ : Diyafiz; cisim kemiğin iki ucundaki şişkinlikler arasında kalan uzun kemik şaftına denir.

DİAGNOSTİK: Tanısal

DİARE: İshal, barsak hareketlerinin çoğalmasına bağlı artıkların hızla atılmasıdır

DİFERANSİYASYON: Farklılaşma

DİGLİSERİT : Bir molekül gliserolün iki molekül yağ asidi ile birleşmesiyle oluşan ester. Yağ ile suyun karışmasında yardımcı olur.

DİLATASYON : Genişleme

DİLÜSYON : Seyrel(t)me

DİNAMİZASYON: Hareketlendirme

DİRİLLEME: Delme, delik açma

DİSABİLİTE: Sakatlık

DİSAKKARİT : İki molekül monosakkaritin birleşmesiyle oluşan şeker.

DİSEKSİYON : Diseksiyon ;keserek ayırma

DİSFONKSİYON: İşlev bozukluğu

DİSK HERNİ: Bel fıtığı

DİSKİNETİK: Normal hareketi bozulmuş.

DİSKİNEZİ : Hareket bozukluğu

DİSLOKASYON : Çıkık

DİSOSİASYON : Ayrışma

DİSPLAZİ : Displazi; gelişme bozukluğu

DİSPOZABL : Tek kullanımlı(k)

DİSSEMİNE : Yaygın

DİSTAL : Distal ; uç, uzak .

DİSTORSİYON: Burkulma

DİSTRAKSİYON : distraksiyon; ayı(rıl)ma, uzaklaş(tır)ılma,ayırma

DİSTRAKTÖR : Ayırıcı

DİÜRETİK : İdrar sök

DİYABET: Şeker Hastalığı

DİYATEZ : Yatkınlık

DNA: Deoksiribonükleik asit, hücre çekirdeğinin içindeki kromozomlarda bulunan hücre içi işlevseliği sağlayan genetik bilgilerin bulunduğu dizim.

DOMİNANT : Baskın

DONÖR : Verici

DOPPLER ULTRASOUND KAN AKIŞ ÖLÇÜMÜ: Atardamar­larda kanın akışını düzenlemek için yüksek titreşim­li ses dalgaları kullanılarak uygulanan özel bir teknik.

DOUBLE-BLİND: Çift kör

DREN : Dren ;akıtaç Yarada akıntının, organ salgısının dışarı atılmasını sağlayan plastik borusonda.

DUKTAL: Kanala ait.

DUMANSIZ TÜTÜN: Tütün dumanını nefes borumuza aldırmayan bir cihazla içilen tütün.

DUODENUM: Onikiparmakbağırsağı.

DÜŞÜK: Fetusun, gebeliğin 28. haftasından önce ölümü, ve rahmin dışa atılmasıdır.

 

 

 Google +
Benzer Yazılar
Yorum Yap

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Bizi Takip Edin